28 Ocak 2012 Cumartesi

1000 KİBİR 10000 BİLGELİĞİ YOK EDER



“Ulan, dur! Naabıyosun!?” demeden belindeki kılıcı çıkardı. “tşşşuvvvvp, Bvuuuup bvuuuup”. Kılıcını umarsızca etrafa sallıyordu. Hemen sağa çekip el frenini asıldım helikopterimin. Ensesine bi tokat çaktım, kendine geldi. “Oğlum n’aabıyosun lan! Manyak mısın?” diye azarladım. “Usta, elin ayağın öpem dur, etme eyleme. Sivrisineklere dayanamıyorum!” dedi başını öne eğerek. Helikopterdeki hasarı gözlemlerken, bir yandan da söylendim, “bunca yıllık ustayım, yeminle bunun kadar cins padawan görmedim. Ben seni çekmek zorundamıyım arkadaş, ya kurallara uy ya da siktir git!” Elimi öptü, “Haklısın usta, kusura bakma” dedi. Zaten helikopterde de pek hasar yoktu, sadece iletişim sisteminde küçük bir sorun vardı, bunu da sanayide pekala hallettirebilirdim.
Yeniden yola koyulduk. Karnım acıktı, Ortaklar’da sağa çekip 2’şer porsiyon çöp şiş + 1 sürahi ayran gömdük. Sonuçta Kraliçe Amidala’nın çağrısı üzerene Naboo’ya gidiyorduk ve yolda fazla vakit harcamamalıydık, bu nedenden dolayı paraya kıydım ve otoyolu tercih ettim. Tabii ki tünelden geçerken radyoyu açıp, tünel hakkında bilgi almadan yapamadım. Sonuçta bilge bir insan olduğumdan genç Anakin’e örnek olmalıydım.
Neyse sonunda Naboo’ya vardık. Kraliçe Amidala’nın dükanına gittik. Sağolsunlar kapıda karşıladılar, buyur ettiler. İçeri girer girmez genç padawanım “selaminaleykiiim, hayırlı işler” dedi. Kraliçe şaşkın bir şekilde yüzüme baktı. Bir padawana ustasının yanında söz düşmez sonuçta. Zaten nezman bi misafirliğe gitsek böyle oluyo bu çocuk, şımarık. Oldu artık bi kere. Kraliçe’nin yanına oturduk, “çay söliim, içelim” dedi. Hayhay dercesine kafamı salladım. Ama bizim gerizekalı padawan duracak mı yerinde, “ben oralet içicem” dedi. Çaylar geldi, yudumlamaya başladık. Kraliçe, “gelelim sadede Ersincim, ben bu SSK primlerimi hep zamanında yatırdım, yaşımda doldu, fakat 3 aylığımı yatırmıyolar” dedi. Hiddetle baktım yüzüne, “hallederiz Kraliçem” dedim. Çok sinirlenmiştim, o kadar sinirlenmiştim ki sigaramı yarım bırakarak ayağa kalktım. “Dur” dedi Kraliçe, “emin misin, bu görev biraz zorlu” dedi. Hayhay dercesine moonwalk yaparak odadan çıktım. Padawanım Anakin çok korkmuştu, “usta, sence Sith Lordu Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel’i yenebilecekmiyiz?” Ben de “karanlığın sonu aydınlığın başlangıcı, aydınlığın başlangıcı karanlığın sonudur” dedim. Bi sikim anlamadı, andaval andaval suratıma baktı.
Kuşluk vakti vardık Sith Lordu’nun malikanesine. Bahçede durduk ve bağırdım “Gel dedin geldim Abdurrahman Çavuş!” Kapının 2 kanadı birden açıldı ve Lord yüzünü gösterdi. “Ne Abdurrahman’ı lan mına koduğum” dedi ve karanlık güçlerini kullanarak aduket çekti, öylece yere yığıldım. Hemen kılıcını çekti Anakin ve amansız bir dövüşe giriştiler. Çok pis dayak yiyiyordu genç padawanım. Güç bela seslendim “Anakin, öğretilerimi hatırla!” Anakin kendine geldi ve karanlık tarafın efendisi Ali Tezel’in işini bitirdi. Yanıma koştu genç padawanım, matarasından bir yudum su verdi, hemen iyileştim. Çünkü bu çok özel bir suydu, doğduğum topraklardan, Koçarlı’dan gelmişti bu su. Koçarlı’nın bol arsenikli tatlı suyundan 1 yudum su alınca, zıpkın gibi, fişşek gibi yerimden kalktım. Sonra bi baktım Lord Ali Tezel ruhunu salıyo üstümüze. Hemen ben de ruhumu gönderdim ve O’nun ruhu, benim ruhumun önüde diz çöküp tövbe istedi.
İkimizde ayaktaydık, kendimize gelmiştik. Kraliçe’nin SSK işini hellettim. Sith Lordu Ali Tezel’le helalleşip ayrıldık. Uzaklaşırken Sith Lordu kendi kendine söyleniyordu, “Ulan Arif’in Manchester’a attığı golü arıyordum, nereye geldim amk.”
Kraliçenin yanına gittik ve durumu hallettiğimizi belirttik. Tebrik ve takdirlerini kazandık kendilerinin. Benim tarla domat padawanım bi pot daha kırdı ve Kraliçe’nin elini öpmeye kalktı. Böyle seviyesizlik görülmemişti, olamazdı. Eve varır varmaz kovdum öküzü.
Yıllar sonra çıktı geldi, elimi öptü. Zengin bir iş adamıydı artık. “Ne iş yapıyorsun?” diye sordum. “Sineklik işindeyim usta, hani mavi florasan gibi şeyler oluyo ya, sinekler çat! diye patlayıp ölüyo, hah o iş.” Takdir ettim keratayı, kendi cins huylarını kullanıp insanlığa yararlı bişeyler yapmıştı sonuçta. Ve bu insanlığa faydalı durum Jedi Şövalyesi olmasına yetiyor ve artıyordu da. O aletlerden getirmiş bikaç tane, hediye. Çalıştırdı, bir de baktım, 2 tane ışın kılıcını enlemesine sabitlemiş maldıraşanu. Bıyık altından güldüm. Bunu görünce “Artık ben de bir Jedi’ım usta, lütfen saygı duy” dedi. Ben de dururmuyum, hemen yapıştırdım cevabı:

“Ben sana Jedi olamazsın demedim,
Adam olamazsın dedim…”






1 yorum:

Ersin İSTEK dedi ki...

bkz:

1000 KİBİR 10000 BİLGELİĞİ YOK EDER : http://youtu.be/9LcSw74RHEA?t=24s

tşşşuvvvvp, Bvuuuup bvuuuup : http://www.youtube.com/watch?v=0LAcf9DNd1Q

Tabii ki tünelden geçerken radyoyu açıp, tünel hakkında bilgi almadan yapamadım. : http://youtu.be/0XbZ4q-YHyo?t=49s

Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel : http://youtu.be/K5X0fU6SJGE

Gel dedin geldim Abdurrahman Çavuş! : http://youtu.be/QpIyOiFRvKw?t=2m34s

O’nun ruhu, benim ruhumun önüde diz çöküp tövbe istedi. : http://youtu.be/B-emeManrfY?t=1m25s

Ulan Arif’in Manchester’a attığı golü arıyordum, nereye geldim amk. : https://www.facebook.com/photo.php?fbid=320182434664562&set=pu.206450139371126&type=1

Sineklik işindeyim usta, hani mavi florasan gibi şeyler oluyo ya, sinekler çat! diye patlayıp ölüyo, hah o iş : http://www.tarkoilaclama.com.tr/Resurun/288_t_chameleon1x2.jpg

Yorum Gönder

© Blogger - Template by Blogger Sablonlari - Font by 1001fonts